Depresyona Farklı Bir Bakış Açısı

Depresyon, Dünya’da en yaygın görülen psikolojik hastalıklardan biridir. Neredeyse herkesin bu kelimeyle bir tanışmışlığı olmuştur. Hayatımızın evrelerinde adeta bulaşıcı bir şey gibi yayılan ve bir panzehiri olmayan şeye biraz tanıklık etsek hiç de fena olmaz. Çocukken, büyürken, evlenirken, işe girerken ya da korkarken, utanırken, kendinizi yetersiz hissederken. Sayısız örnek çıkar, evet. Önemli olan geliş yolunu gözlemlemekte. Nerede başlıyor bu depresyon ve nasıl giriyor hayatımıza? Cevabı basit. İnançlarımızda başlıyor ve adım adım bedenimize işliyor. İlk önce adeta gri bir bulut gibi zihnimize giriveriyor ve dağılmaya başlıyor. Sonra az biraz nefes alıp ruhumuzu kaplıyor ve bizim ya da bir başkasının bir adım atma ihtimali olmaz ise oraya da yerleşiveriyor. Sonra duygularımıza adım atıyor ve orada hislerimizi en yoğun yaşamamıza neden oluyor.  En sonunda da bedenimize işliyor. Bunu yaparken de çok ama çok sessiz davranıyor. Adeta saklambaç oynuyor.

Depresyona Ne Sebep Oluyor?

Günlük hayatta inanç ve algılarımız bazen bir düzen içerisinde gitmeyebilir. Beklentilerimiz yaşanan olaylara bir anlam da vermeyebilir. Bazen çok kötü de hissedebiliriz. Sanki dünyada bizden daha kötü hisseden hiç kimse yokmuş gibi de düşünürüz. Sonra içimize gömülür ve derinlerde bir şeyler ararız. Kaçmaya başlarız herkesten ve her şeyden. Evde kalmak isteriz, hatta telefonu kapatıp, bir battaniye altında bir çay içmek her şeyden iyi gelir. Diğer yandan da kaçmak isteyebiliriz, herkesten ve her şeyden. O kadar uzağa gitmek isteriz ki zamanın sihirli değneğinin içimizdeki hissizliği ve değersizliği unutturmasını dileriz. Tanınmadan yeni başlangıçlar yaparken buluruz kendimizi. Yara bandı sayarak bir çok şeyi hayatımıza dâhil de edebiliriz. Peki, ama neden? Niçin bunca seçenek var? Neden yüzleşmek ya da atlatmak için bunca yol deneniyor ve herkesin yolu başka oluyor aynı şeye? Hem bazen neden her şeyden kaçıyoruz, hem de hiçbir yere gitmeden? Düşünsenize hayatınızda ne olduğunda bu hisse tanık oldunuz? Bazı kişiler için bu soru şöyle sorulabilir: Hayatınızın içinde ne olmadığında bu hissi deneyimlediniz? Zıt gibi görünen, cevabı içinde saklı bir bulmaca gibi kişiye işleyen bir şeydir depresyon. En önemlisi herkeste farklı etkilerden doğan ve farklı şekilde deneyimler yaşatan bir şeydir. Çünkü depresyonda iken ruhumuz ve düşüncelerimizi toparlayamıyor ve içimize yöneliyoruz. Dış seslerin sesini kısıp bir dünya yaratıyoruz. Bunu da öyle bile bile değil, ta geçmişten, atalarımızdan öğrendiğimiz şekliyle yapıyoruz.

Çoğu Kişi Depresyonu Hep Negatif Algılar

Depresyon, bizlere kişiyi yıpratan ve çok kötü bir şeymiş gibi gösterirdi. Oysa depresyon kişiye böyle bir şey yapmaz. Aksine kişinin kendi hayatına tanık etmesi adına bir fırsat verir. Bak işte bunlar var ama bak bunlar da var, şeklinde tavsiyeler üretir. Kişiyi bir nevi korur depresyon. Bedenin iç kabuğunda, ruhuna eşlik eder ve iyi olması için hazırlar kendi kendisine. Bir şeylerin yolunda gitmediğini göstermeye de çalışır. Bunu kimi zaman beden ile kimi zaman da işaretler ile çıkartıverir hayatınızın en orta yerinde. Anlamanız ve iyi olmanız için hiç durmadan çaba sarf eder. İyi olup olmamanız da önemlidir. Bazen içinizdekileri bir başkasına anlatmanız için sizi dürter. Bazen de bir yeteneğiniz için enerji sağlamanıza yarar. Bazen bir kişi ya da olayın sizde yaratacağı etkilerini gösterir. Sayısız örnek ve olay ile iyi yaşamanız için elinden gelen her şeyi yapar. Yeter ki kulak verin. Kulak verin demişken Can Bonomo’nun Güneş adlı şarkısını da dinleyin. İyi hissettirecektir.



Henüz yorum yok!

Yorum Yapın

E-posta adresiniz görünmeyecek.