Şiddet Neden ve Ne Zaman Ortaya Çıktı?

Şiddet, insanlık tarihinden beri var olan bir olgudur. Bireysel ve toplumsal kargaşalar şiddet olgusunu ortaya çıkarmaktadır. Şiddet, her ne kadar tanımlanması ve kavranması zor bir kavram olsa da toplum yaşamında sık sık karşı karşıya kaldığımız bir durumdur. Bu nedenle de şiddet konusu, günümüzde sıklıkla araştırılmış ve sosyal bilimciler tarafından ilgilenilmeye başlanmıştır. İnsan doğasını anlamadan saldırganlığı ve dolayısıyla şiddeti anlamak mümkün değildir. Şiddete engel olmak ve çözümlemek için ‘‘insanlar neden saldırgan davranışlarda bulunurlar?’’ ya da ‘’neden şiddete meyillilerdir?’ gibi temel soruların araştırılması gerekir.

“Şiddetin doğuştan mı geldiği yoksa sonradan kazanılmış davranışları mı içerdiği hep tartışıla gelmiştir.”

Şiddet içeren davranışların insan doğasında var olduğunu, yaşamını devam ettirmesi için de buna ihtiyaç duyduğunu savunanların başında Freud gelmektedir. Freud’a göre saldırgan davranışlar gerekli ve gerilimi azalttığı için yararlıdır. Fakat Freud’un bu kuramını doğrudan geçerli kılacak sonuçlara ulaşılamamıştır. Diğer bir yandan ise Bandura şiddetin öğrenildiğini ve kazanılmış bir davranış olduğunu savunmuştur. ‘’Bobo Doll Deneyi’’nde Bandura çocukların modelden öğrenme yolu ile saldırgan davranışlarda bulunduklarını göstermektedir. (Deneyde şiddeti uygulamamayı seçen fakat ödül vaadleri ile şiddeti uygulayan çocuklarda bulunmaktadır.) Görüldüğü üzere şiddetin kökenleri ve saldırgan eğilimlerin nasıl ortaya çıktığı konularında birbiriyle zıt ve farklı bakış açıları vardır. Günümüzde bilim insanları bu iki görüşü belli yönleriyle kabul etmekte ve harmanlayarak araştırmalar yapmaktadır.

Şiddetin ortaya çıkmasına neden olan birden fazla etken vardır. Bu etkenler psikolojik olduğu gibi toplumsal durumlardan da kaynaklanabilir. Bu yönüyle şiddet olgusu disiplinler arası bir araştırmayı gerektirir. Şiddetin tek bir nedeni ya da etkeni yoktur. Şiddet toplumsal bir sorundur ve kültürden kültüre, çevreden çevreye değişim göstermektedir. Bununla birlikte şiddet evrensel bir olgudur. Bizler şiddetin doğrudan içinde olmadığımız durumlarda bile şiddetin dışında sayılmayız. Şiddete maruz kalan bireyler genellikle kadınlar, çocuklar, azınlıklar, mülteciler, LGBTİ+ bireyler, yaşlılar, engelliler vb. grupların içinde bulunur.

“Toplumda şiddet çocukluk döneminde başlar.”

Aile içinde bir güç olarak ele alabileceğimiz şiddet çocukluktan itibaren yerleşen ve aktarılan bir durumdur. Ataerkil aile yapısında baba figürünün bir güç öğesi olması ve hanede hâkimiyete sahip olması aile içinde şiddeti ortaya çıkarır. Şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşan çocuklar şiddeti modelden öğrenme yoluyla öğrenir ve saldırgan davranışlarda bulunurlar. Hane içinde şiddet öğeleriyle karşılaşmayan çocuklar ise okul döneminde yaşıtlarından veya okuldaki daha büyük öğrenciler tarafından şiddete maruz kalabilir ve şiddeti öğrenebilir. (bkz. Bobo Doll Deneyi) Şiddeti öğrenen ve içselleştiren çocuk yaşamı boyunca toplum içinde saldırgan davranışlarda bulunabilir. Şiddetin birey tarafından içselleştirilmesi sadece şiddete maruz kalma ya da tanık olma yoluyla gerçekleşmez. Şiddet toplumsal zihinde yer edinen bir olgudur. Toplumda şiddetin nasıl tezahür ettiği veya ne derecede kabul gördüğü önemlidir. Devlet, her türlü şiddet aygıtını (hapishaneler, askeri yapılanmalar vb.) elinde bulundurur ve bunları hem toplum içinde hem de diğer devletlere karşı kendini savunmak için kullanır. Bu tanımdan yola çıkarak şiddetin ideolojik bir yanı olduğunu da söyleyebiliriz.

“Şiddet olgusu pek çok toplumsal sorunun da kaynağıdır.”

Toplum hayatında günün her vaktinde şiddete doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalma oranımız olduğu gibi şiddet uygulayan tarafta da olabiliriz. Şiddetin ne olduğu ve nasıl bir ruhsal durumda gerçekleştiğini anlayabilirsek eğer şiddet yahut saldırgan davranışlar çözümsüz değildir. Eğer şiddete maruz kalan tarafta isek korunma yolları aramalı ve mutlaka yardım almalıyız. Şiddet doğal bir durum değildir ve belli etkenlerin varlığı ile kendini göstermektedir.

Kaynakça

  • ÖZERKMEN, Necmettin. Ocak – Şubat 2012,’’Toplusal Bir Olgu Olarak Şiddet’’. Akademik Bakış Dergisi. 28.sayı. sf.2-6
  • KOCACIK, Fatih. ‘’Şiddet Olgusu Üzerine’’. C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi. Cilt 2. Sayı 1 sf.1-5
  •  POLAT, Oğuz. 2013.  ‘’Şiddet’’. MÜHF – HAD, C.22, S.1
  • KOÇÖZ, Remzi. 2011 / 1. Şiddet Üzerine, Ankara Barosu Dergisi. sf.245-248
  • EKEN, Ahmet (1996). “Bir Olgu Olarak Türkiye’de Şiddet”. Cogito. Sayı 6-7. Kış-Bahar. s.407-410.


Henüz yorum yok!

Yorum Yapın

E-posta adresiniz görünmeyecek.